30 Temmuz 2013 Salı

TÜM CANLILAR KARDEŞTİR

Yayın Detayları: Cumhuriyet Sürdürülebilir Yaşam Eki, 30 Temmuz 2013
“Sadece tek tanrılı dinlerin değil hemen hemen tüm dinlerin ve kabilelerin evreni, yaşamı ve insanlığın başlangıcını anlatan öyküleri var.  Fakat kanıtlara dayalı gerçekler bizi sonuca götürebilir, bu mitoslar ve inançlar değil. “ 
Richard Dawkins

Evrimsel biolog ve yazar Richard Dawkins “Cennetten Akan Nehir” isimli popüler bilim türünde yazdığı kitabında, bilimsel çevreler ile tek tanrılı dinlerin temsilcileri arasında çok tartışılan, kavranması güç “Evrim Teorisi”ni sade, akıcı, mantıklı diliyle, basit sorular ve renkli örneklerle anlatır.  Bu yazımda kitabın temelini oluşturan kavramları, metaforları ve bunları kullanarak kanıtlara dayalı bilimsel çalışmaların ortaya koyduğu gerçekleri okuyucularıma sunmaya çalışacağım.


DNA Nehri

Her insan atalarına bakıp hiçbirinin bebeklikte ölmediğini söyleyebilir.  Hepsi ergenlik çağına ulaşmış, bir eş bulmuş ve başarılı bir şekilde çiftleşmişlerdir.  İnsanlar gibi tüm organizmalar genlerini atalarından miras alır.  Ata olabilmek için hayatta kalmak ve üreyerek genlerini bir sonraki nesile aktarmak gerekir.  Genlerin bir sonraki nesile aktarımı bazen de aynı geni taşıyan akrabalar sayesinde olur.  Örneğin; sizde ve kardeşinizde bulunan aynı gen, sizin çocuğunuz olmasa bile kardeşinizden çocuğuna, yeğeninize aktarılmış olabilir.  Bir türe ait nesilden nesile aktarılan genleri bir nehre benzetebiliriz: DNA nehri.  İnsan türüne ait genlerin aktığı nehirde bugüne kadar bir insan vücudunda hayatta kalabilmiş, yani bir vücut oluşturup, yaşayabilmiş ve üreyebilmiş genler bulunur.  Buna ek olarak bu genler aynı nehirdeki diğer genler ile uyumlu olmalıdırlar.  Diğer türlere ait genler başka nehirlerde akar.
Bu nehirler genetik bilgi taşır.  Bu bilgi sayısaldır.  Çünkü bilginin anlamı değişmeden ve bozulmadan defalarca kodlanabilir, çözümlenebilir ve yeniden kodlanabilir.  Analog olabilir miydi sorusunun cevabını fotokopinin fotokopisini yaptığınızda bulursunuz.  Analog genetik bilgi bozulmadan sadece sınırlı sayıda nesilden nesile kopyalanabilir.  Sonuç olarak genetik sistem tümüyle sayısaldır ve bir türe ait yaşayan genleri, nesilden nesile akan DNA nehrine benzetebiliriz.
Afrikalı Havva veya Mitokondriyal Havva
Her birimizin bir annesi, bir babası, iki dedesi, iki ninesi, dört büyükdedesi ve dört büyükninesi var.  Geriye doğru gittiğimiz her jenerasyonda atalarımızın sayısı ikiye katlanır.  Fakat bu hesap mantıksal olarak mümkün değil.  Şöyle düşünelim, her yüzyılda dört jenerasyonun yaşadığını varsayalım ve bundan ikibin yıl öncesini düşünelim.  Bu hesaba göre ikibin yıl önce sizin milyonlarca milyon tane atanızın olması gerekir.  Fakat o zaman insan nüfusunun bugüne göre çok az olduğunu biliyoruz.  Hesaplamayı doğru yaptık fakat atalarımızın her jenerasyonda ikiye katlandığı varsayımı hatalıydı.  Çünkü kuzen evliliklerini unuttuk.  Teyze, amca, dayı, hala çocuklarının evliliğinden doğan herhangi bir çocuğun sekiz değil altı tane büyük dede ve ninesi oluyor.  Kuzen evliliklerinin sadece birinci kuşakta değil, ikinci, üçüncü kuşakta olabileceğini düşünürsek, ikibin yıl önce ilk hesaplamamızda bulduğumuzdan çok daha az sayıda atamızın olacağını buluruz.  Bu sonuç sizin ve benim tahminimizden daha yakın kuzen olmamızı gerektiriyor ve kullandığımız aile ağaç modeli çöküyor.
Şimdi zaman makinesi ile bundan binlerce yıl önce insanların yaşadığı Göbeklitepe’ye gittiğimizi düşünelim.  Bugün çoktan ölmüş olan bu insanları iki kategoriye ayırabiliriz, bizim atamız olanlar ve olmayanlar.  Yine bu zaman makinesi ile onbinlerce yıl öncesine gidip makineden çıktığımızda karşımıza çıkan herhangi biri ya bugün yaşayan insanların atasıdır veya değildir ve o kişi bugün yaşayan pekçok insanın ortak atasıdır.
DNA dört harf ile yazılan çok uzun bir metin gibidir.  Bu dört harf şaşmaz bir sadakatla sadece ve sadece anne ve babamızdan kopyalanmıştır. Bir çocuğun kromozomları anne ve babasıyla başlayan zincirin devamındaki atalarının kromozomlarının çırpılıp karıştırılması ile oluşur.  Geçmişten gelen harfler ve belki atalardan gelen bazı sözcükler bulunsa bile metni oluşturan cümleler ve  paragraflar tümüyle yeniden yazılır.  Bu metinde sitokrom c isimli proteinini 339 harften oluşan bir paragraf tanımlar.  Atların sitokrom c proteinini tanımlayan paragrafı ile insanınki 12 harf farklıdır. Maymunlar ile insanların paragrafı arasında tek harf fark vardır.  İnsanlar ile bira mayası (yeast) sitokrom c paragrafları arasındaki fark 45 harf değişikliğidir.  Sitokrom c paragrafındaki bir harf değişikliği yirmibeş milyon yılda bir olur.
Mitokondri her canlının herbir hücresinde bulunan, yiyeceklerden aldığımız enerjiyi vücudun kullanacağı enerjiye çeviren bir yapıdır. Mitokondri DNA’sı çiftlerin birleşmesi ile diğer DNA’lar ile karışmaz, pekçok bakteri gibi bölünerek çoğalır ve bir mitokondri bölününce birbirinin aynı iki dişi mitokondri oluşur. Mitokondrimizi sadece annemizden alırız.  İster kadın ister erkek olun mitokondriniz büyük büyük büyük nineniz ile birebir aynıdır.  Bu bağlamda mitokondri geçmişe ait bozulmamış bir kayıttır. Eğer anneniz safkan Türk veya safkan Çinli veya safkan Pigme ise, sizin mitokondriniz ve benimki arasında pekçok fark vardır. Mitokondri sadece mutasyona uğrayabilir ki bu da sizin mitokondriniz ile benimki arasındaki farkları açıklar.  Babanızın kim olduğu bu bağlamda önemli değildir.  Berkeley Kaliforniya’dan Allan Wilson ve bir grup araştırmacı, Dünyada Avustralyalı Aborjinlerden tutun, Afrika’nın farklı yerinde yaşayan 135 kadının mitokondrilerini karşılaştırdılar ve hepimizin anne tarafından atasının Afrikalı Havva olduğu sonucuna ulaştılar.  Afrikalı Havva’nın Afrika’nın neresinde yaşadığını bulamasalar da mitokondri analizi yaparak yaşadığı zaman aralığını hesapladılar.  Hepimizin anne tarafından atası olan Mitokondriyal Havva da denilen Afrikalı Havva bundan yüzelli ila ikiyüz elli bin yıl önce doğdu ve bir Homo sapiensti.  Afrikalı Havva teorisi o devirde Asya’da yaşayanlar olmadığını iddia etmez sadece o Asya’lı ataların bugün yaşayan torunları olmadığını söyler. 
Sonuç bugün yeryüzünde yaşayan insanların anne tarafından atasının Afrikalı Havva olduğu, yani hepimizin akraba olduğudur.  Bu akrabalık bağı inanç ve kültür gibi kavramlar üzerinden değil gen gibi temel biyolojik yapım taşlarımız üzerinden kurulur.  Dünya üzerinde yaşayan insanların kardeşliği romantik bir inanış değil bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir.  Farklı renk, din ve inanç, dil, kültüre sahip olsak da ve çok ayrı coğrafyalarda yaşasak da aynı evi, Dünyamızı, paylaşan akrabalarız.