31 Mart 2012 Cumartesi

Çıralı'da neler oluyor?


Yayın Detayları: Cumhuriyet,Sürdürülebilir Yaşam Eki, 31 Mart 2012

Caretta caretta’ları, tarihi ve doğal zenginlikleri, eşsiz plajı ile dünyaca ünlü sakin, sessiz Çıralı, geçtiğimiz günlerde köylülerin yaptığı eylemler ile manşetlerdeydi: “Çıralı’da Halk Dört Gündür Ayakta ve Çıralı’yı Beklemeye Devam Ediyor” “Bugün Çıralı Halkı Carettaların Kumsalına Yattı”, “Kadınlar Çıralı için Sahaya Çıktı”, “Çıralı’da 95 Milyona Saygı Etkinliği Yapıldı”, “Çıralı’yı Katletme Planı Şimdilik Durdu”.

Peki Çıralı'da neler oluyor?


Çıralı sahili 90 hektarlık bir alan., Antalya Orman Bölge Müdürlüğü, Bu arazinin 18 hektarını yani %20’sini 27 Temmuz 2011’de Ormanspor’a tahsis eder. Ormanspor, aynı gün, devletten “antreman için” kiraladığı araziyi, bölgedeki Nerissa Otel adlı tesisin işletmecisi Hüseyin Gedik’e “sponsorluk bedeli” karşılığında günübirlik tesis kurması için 10 yıllığına devreder. Bu arazi içinde yapılacak tesislere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu 19 Aralık 2011 tarihinde onay verir. Hüseyin Gedik 15 Şubat günü sahile tel örgü çekme işini başlatır. Çıralı sahili, 1990 yılında golf sahası, 1997 yılında çöp sahası, şimdi de futbol sahası ve mesire alanı sorunu ile karşı karşıya kalmıştır.

Sahili 95 milyon yıldır Caretta’ların yuvalama alanı olan Çıralı, yaklaşık altı kuşaktır Yörük kökenli köylülerin evi. Rumlardan sonra buraya yerleşen Yörükler Osmanlı tapusu almışlar. Bölge, 1976’da köylülüler araziyi kullanmıyor gerekçesiyle orman statüsüne alınmış. Köylülerin itirazı üzerine “2B” statüsüne geçmiş. Bugün Çıralı, Olimpos-Beydağları Milli Parkı sınırları içerisindedir ve 1. Derece Doğal SİT alanıdır. Sahili, yolu olan, halka açık, büyük oteller tarafından işgal edilmemiş, betonlaşmamış nadir doğal kumsallardandır.

Sorunun Tarafları İçin “Sahil” Ne İfade Ediyor?

Köylüler Çıralı Sahili’ni, Çıralı’nın “sembolü” olarak görüyor. “Sahil olmazsa Çıralı olmaz ve kimse gelmez.” diyorlar. Çıralı’nın doğası ve sahili korunsun, olduğu gibi kalsın istiyorlar. Gelecek nesillere de bu şekilde bırakmaları gerektiğine inanıyorlar.

Bir köylü “Köy bir bahçe idi” diyerek alanı ve sahili bir bütün olarak gördüklerini ifade etti. Bu ifadenin bir göstergesi, Çıralı’nın yerlisi köylülerin arazi sınırlarını belirlemek için çalı ve çiçeklerden oluşan doğal çiti tercih etmesi. Yer yer alçak taş duvarlar görüyorsunuz. Arazi sınırlarına taş duvar, tel örgü yapmak dışardan gelip yerleşenler yabancılar arasında yaygın.

Halkın neredeyse tamamı turizmden geçimini sağlıyor. Geleceklerini burada görüyorlar. Sahil onlar için hem geçim kaynağı, hem yaşam alanı. Buğday Derneği, WWF gibi sivil toplum kuruluşları ile UNDP gibi kuruluşların desteği ile başlatılan projeler ve gelen turistlerin yorumları sayesinde köylüler arasında doğa koruma bilinci oluşmaya başlamış. Bazı köylüler ekolojik tarıma başlamış.

Sahil herkesin kullanımına açık ortak alan kabul ediliyor. Sahilin temizlenmesinde sorumluluk alıyor ve temizleme işini organize edip, masrafları paylaşıyorlar. Sahilin tel çekilerek bölünmesi ve belli kişilerin kullanımına tahsis edilmesi, yerel kültürdeki kurallarla çatışıyor, ortak mülkiyet haklarına saldırı olarak görülüyor.

Sahili kiralayan Hüseyin Gedik’e göre, Çıralı sahili devletin malı ve köylü devletin malını kira vermeden kullanıyor. Köylüleri devletin arazisini işgal edenler olarak görüyor, sahili kamusal alan olarak kabul etmiyor ve köylülerin mülkiyet haklarını yok sayıyor. Kendisi kanunlara uygun şekilde sahili kiraladığı için buna direnen köylüleri kanunlara karşı gelmekle suçluyor.

WWF-Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı’na göre Çıralı sahili, öncelikli olarak nesli tehlike altında bulunan Caretta Carettaların (deniz kaplumbağaları) yuvalama alanı ve bu nedenle korunmalı. Tesis edilen yere piknik amaçlı tesisler ve futbol sahası yapıldığı takdirde, bundan Carettaların etkileneceğini, yok oluşlarının hızlanacağını, doğa katliamı olacağını ve Çıralı’nın en önemli doğal özelliklerinden birini kaybedeceğini vurguluyorlar.

Ulupınar Muhtarlığı, SS Ulupınar Çevre Koruma ve İşletme Kooperatifi ve Antalya Isparta Burdur Denizli Kaş Platform’una göre Çıralı sahili, Carettaların yuvalarını yaptığı, onsekiz endemik bitkiye sahip, tarihi Likya yolu üzerinde yer alan korunması gereken 1. Derece Doğal SİT alanıdır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na göre Çıralı sahili özel bir öneme ve doğal karektere sahiptir. Üyeleri arasında bilim insanlarının da bulunduğu kurul, kiralanan alandaki inşaat faaliyetlerini yoğun bulduğu için kiralama projesini olumsuz bulmuştur.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne göre Çıralı sahili, ülkemizin taraf olduğu uluslararası Bern ve Barselona sözleşmeleri kapsamında ve ulusal mevzuat gereği koruma altına alınan deniz kaplumbağalarının yuvalama alanıdır. Sahilin kiralanması, Koruma Amaçlı İmar Planı’nda sahilin yapılaşmaya kapalı olmasından ve deniz kaplumbağaları üreme sahasını olumsuz etkileyeceğinden dolayı uygun değildir.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı Orman Bölge Müdürlüğü’ne göre Çıralı sahili, kanunlara uygun olarak mesire yeri sıfatıyla kiralanabilir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’na göre Çıralı sahili mesire alanı olarak kiralanmaya uygundur. Komisyonda bilim insanları bulunmamaktadır.

Sonuç; taraflar “sahili” farklı değerlendirmektedir. Çıralı’da altı kuşaktır yaşayan köylüleri beş yıl önce köyde arazi alıp, üç yıldır turizm yapan Hüseyin Gedik ile karşı karşıya getiren, gerginlik yaratan sorunun bir kaynağı “Çıralı Sahilinin” kimliği konusundaki bu anlaşmazlıktır. Bir diğeri Bakanlıkların Çıralı sahilini insanlar tarafından kullanılmayan boş bir alan olarak değerlendirmesi, burada yaşayan köylüleri yok saymasıdır.

Milli Park olmasına, uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuatla koruma alanı kabul edilmesine rağmen, sahilin kiralanması ve yapılaşmaya açılması, devletin içindeki doğa koruma ve kontrol alanındaki çelişkiye işaret etmektedir. Kritik soru; Devletin doğa koruma ve kontrol konusunda bir politikası var mıdır? Doğal alanlar üzerinde yaşayan halkın destek ve katılımı sağlanmadan korunabilir mi? Koruma altındaki doğal alanların özel mülkiyete kiralanması ve yapılaşmaya açılması sürdürülebilir bir koruma anlayışı mıdır?