1 Ocak 2012 Pazar

Parayı Veren Bilgiyi Alır - Aralık 2011

Yayın Detayları: Cumhuriyet,Sürdürülebilir Yaşam Eki, 31 Aralık 2011

“İklim Değişikliği Sergi’sinde “karbon ayakizi”ne rastlamamak beni şaşırttı. Karbon ayakizi, enerji tüketen herhangi bir faaliyetin küresel ısınmadaki payı, üretilen sera gazı miktarı açısından insan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararın ölçüsü. İnsan doğal olarak, serginin karbon ayakizi büyüklüğünü merak ediyor.

İndirimli fiyat 5 Lira, tam fiyat 15 Lira. Bu para karşılığında ne mi satın alıyorsunuz? Yaşadığınız gezegeni, sizi ve gelecek nesilleri tehdit eden iklim değişikliği sergisini gezerek bilgi. Eh, bilgi pahalı bir meta!

“İklim Değişikliği Sergisi”, iklim değişikliğinin nedenlerini ve sonuçlarını anlamak açısından öğretici. Sera etkisinden ısı dalgalarına, okyanusların asitlenmesinden permafrosta herşey bilimsel olarak anlatılmış; atmosfer, kıta ve okyanusların nasıl değiştiği örneklerle, grafiklerle, resimlerle gösterilerek gençler ve çocuklar için ilgi çekici hale getirilmiş.

Sergi etkiliyici fotoğraflarla bezeli renkli bir ansiklopedi niteliğinde. Harf büyüklüklerine bakınca İngilizce’nin baskın dil olduğu görülüyor. Sergileme tekniği açısından başarısız. Sayfaları dikkat çeker kılmak için görsel estetik kaygısı ve kontrast renkler kullanma çabası abartılmış, yazıların okunabilirliği unutulmuş. Çok ayrıntılı bilgi, sıkışık yerleştirilmiş. Metinleri okumak için yüzünüzü neredeyse duvara yapıştırmak zorunda kalıyorsunuz. Sergiyi birlikte gezdiğim gençlerden birisi “Bu kadar yazıyı okumaya üşeniyorum” dedi. İngilizce tercümeler özensiz ve dikkatsiz yapılmış. Yanlış çeviriler olduğu gibi bazı Türkçe metinlerde İngilizce sözcükler unutulmuş.

Banyo Yapmayın Duş Alın

Duş yaparak iklim değişikliğini önleyebilirsiniz! Suyun ısısını, haftada örneğin kaç duş alabileceğinizi belirtilmemiş ama bilimsel gerçeklerden yola çıkılarak hazırlanmış bu sergide eminim bu önerinin bilimsel dayanağı vardır!

Mantık sınırlarını zorlamayan güzel öneriler de var. Örneğin; daha az tüketmek, mevsim yiyecekleri almak, et yerine daha fazla sebze, meyve ve hububat tüketmek, daha az uçağa binmek, ağaçlandırma ve bitkilendirme yapmak gibi.

“Eski ocak ve klimaları değiştirmek” “klima kullanmak yerine tavan pervanesi kullanmak veya pencere açmak” önerileri ise kafa karıştırıyor. Enerjiyi neredeyse içen klimaları satın almayın demek yerine, eskisini atın, yenisini alın diyerek klasik bir beyazeşya pazarlama sloganını iklim değişikliği sergisine yerleştirivermişler. Bu sloganın yanına klima kullanmayın önerisini eklemişler. Sanki satın alın ama kullanmayın diyorlar.

Küresel ısınmayı durdurmak için bu önerilerin kaçta kaçını 6 milyarlık dünya nüfusunun yerine getirmesi gerekiyor?

Serginin yaklaşımı neoliberal

Sergi küresel ısınma sorununun ve çözümlerin odağına bireyi koyuyor. Böylece, şirketlerin, devlet politikalarının, küresel dinamiklerin rolünü görmemezlikten gelerek, neoliberal görüşe paralel bir anlayışla şirketleri kayıran, devletleri yok sayan, tüm sorumluluğu bireylere yükleyen önerilerde bulunuyor. “Bisiklete binin” diyorlar. Ben İstanbul’da bisiklete binmeyi çok istiyorum. Fakat bisiklet yolu olmayan bir şehirde, yoğun trafikte bisiklet kullanmak çılgınlık. Bisiklet yolları yapmak ise belediyenin görevi. “Esnek çalışma saatleri uygulayın” , “uzaktan çalışın” diyorlar. Bu önerinin muhatabı kim? İşçiler, memurlar mı? Yoksa işveren şirketler ve devlet mi? Keza, sergi “Şişelenmiş su kullanmayın” diye öneriyor. İstanbul’da suyu akan çeşme kaç çeşme kaldı? Çeşme suyu içilebilir kalitede mi? Neden lokantalarda sular artık cam şişelerde değil plastik şişelerde veriliyor?

Sistemsel Değişim Yerine Ekolojik Modernizasyon

Sergi ekolojik modernizasyonu öneriyor ve sistemsel değişimden bahsetmiyor. Teknolojik çözümlerle iklim değişikliğinin önlenebileceği romantik fikrini savunuyor. 40 yıl sonra dünyanın nüfusu yarı yarıya artacak ve 9 milyar olacak. Bu sürede karbon emisyonlarının 130 kat düşürülmesi gerekiyor. Tüketimi körükleyerek üretimi artıran, ekonomik büyümeye odaklı klasik ekonomi temelli politikalarla bu mümkün değil. Bilim çevrelerinde uzunca bir süredir, iklim değişikliğini besleyen var olan dünya düzenine karşı sıfır büyüme gibi politik, ekonomik ve sosyal fikirler geliştiriliyor. Sürdürülebilir sıfır büyüme, insanların refahı ve ekolojik sürdürülebilirlik için, yerel ve küresel çapta, kısa ve uzun vadede üretim ve tüketimin yumuşak, gönüllü ve adilce düşürülmesini öneriyor. Sergi bunlara hiç rağbet etmemiş. “Daha Az Üretmek” fikrine yer bile vermemiş. “Daha Az Tüketme” bölümündeki öneriler karbon sertifikası almak, sertifikalı ahşap ürün kullanmak gibi satın almayı teşvik eden türden.

Serginin çözümler ve stratejiler bölümüne Amerikan Hükümeti’nin politikalarını yansıtan bir anlayış hakim. Önerdiği çözümler serginin bütünsel ve sistemik degil, durumsal ve miyopik bir bakışa sahip olduğunun kanıtı. Muallak ifadeler ile akıl karıştıran bir dil kullanılmış. Nükleer santrallerin “göreceli” olarak güvenli olduklarını söylüyor. Yakın zamanlı Fukushima felaketinden hiç bahsedilmemiş. Nükleer atıkların binlerce yıl yalıtımlı ortamda saklanabileceği ima edilerek, nükleer santralların tehlikeli olmalarının nedeni olarak, atık saklama sorunu değil bu atıkların nükleer silah yapımında kullanılması gösteriliyor. Bir diğer iddiası nükleer santralların CO2 üretmemesi. Bir yandan enerji üretiminde CO2 açığa çıkarmadığı ifade edilirken diğer yandan hammadde olan uranyumun topraktan çıkarılması ve işlenmesi sırasında oluşan CO2 salımını bunun dışında tutuyor. Akıl karıştıran bu çelişkili ifadelerle serginin verdiği mesaj, nükleer santraller risksiz, tehlikesiz, CO2 salımını olmayan enerji kaynağı olduğu. Sergiyi gezip görüşlerini açıklayanlar aynı fikirde değil!

Hidroelektrik santraller de aynı miyopik bakışla değerlendirilmiş. Çimentonun sera gazı salınımında büyük etkisi olduğunu, baraj inşaatlarında yüksek miktarda çimento kullanıldığını anlatan sergi, enerji üretiminde CO2 salımı az olduğu tezinden hareketle yeni barajların kurulmasını çözüm olarak öneriyor. Karbon tutma ve saklama yöntemi, bilim dünyasında çok eleştirilirken, sergide bir çözüm olarak tanıtılıyor. Bir yandan yöntemin tam olarak test edilmediği kabul edilirken, diğer yandan pratik ve işlevsel olduğu iddia ediliyor.

Kuraklığa karşı susuzluğa dayanıklı genetiği değiştirilmiş mısır, sellere karşı suya dayanıklı genetiği değiştirilmiş pirinç çözüm olarak sunuluyor. Sergi bilimsel pek çok açıdan sakıncası bulunan, insan sağlığı, ekoloji açıdan güvenirliği kanıtlanmamış genetiği değiştirilmiş organizmaların gelecek için çözüm olduklarını iddia ediyor.

Sergi sonunda Türk şirketlerinin uygulamalarını anlatan bölüm sergileme tekniği ve verdiği pratik bilgiler açısından daha başarılı. Bu uygulamarına karbon ayakizleri ve ne kadar karbon salımını azalttığına dair bilgi yok.

Size bir tavsiye: Sergiye giderken paranızı, büyütecinizi ve İngilizce-Türkçe sözlüğünüzü yanınıza almayı unutmayın!


mmmm