30 Haziran 2010 Çarşamba

ORTAK Hayal, Bilinç, Akıl. 21. Yüzyılın Yeni İletişim Yöntemleri

Yayın Detayları: Cumhuriyet gazetesi, Sürdürülebilir Yaşam Eki, 26 Haziran 2010.

İletişim teknolojisi, özellikle son yirmi yılda, radyo, televizyon, internet, cep telefonu, uydular, e-posta, facebook, twitter gibi uygulamalar ile olağanüstü bir iletişim ağı kurdu. Bunu kullanarak, dünyanın en ücra köşelerindeki insanlar bile anında dünya ile bağlantı kurabiliyorlar. Bu yaygın ve gelişmiş iletişim ağına rağmen, iletişimimiz giderek zayıflıyor. Farklı coğrafyalarda, farklı politik ve ekonomik sistemlerde yaşayan insanlar neredeyse kavga etmeden anlaşamıyorlar. Ülkelerde farklı sosyal, etnik veya politik grupların birbirlerini değil anlamakta, dinlemekte bile zorlandıkları görülüyor. Çalışma guruplarında iletişim sorunları nedeniyle işler aksıyor, projeler yürümüyor.

Bir grup insanın, bir ekip, bir topluluğa dönüşmeleri için kendilerine ait ortak bir dil ve anlamlar bütünü olmalıdır. Bu, insanların birbirini kabullenmesi, dinamik konuşması, bilgi, deneyim, duygu, düşüncelerini grupla paylaşılması ve derin dinlemesi ile mümkündür. Böylece, insanlar birlik olduklarını hisseder, birlikte düşünmeye, ortak bilinci ve zekayı kullanmaya, ortak akıl geliştirmeye başlarlar. Kişiler arasındaki fikir, düşünce ve duygu çeşitliliği ortak çalışmayı engellemez tam tersine zenginleştirip, güçlendirir. Bunu başarabilmek için alışılan toplantı, tartışma yöntemleri yerine farklı teknikler kullanılmalıdır.

David Bohm tarafından geliştirilen Diyalog bunlardan birisidir. Diyalog, iki kişi arasında geçen konuşma değildir; iki insan arasında olabileceği gibi, pek çok kişiyle ve hatta insanın kendisiyle de olabilir. Diyalog bir tartışma, anlaşma, pazarlık veya ikna yöntemi değildir. Amacı kazanmak hiç değildir. Farklı ortamlarda ve farklı büyüklükteki gruplarda uygulanır. Örneğin; bu yöntem büyük konferanslar veya toplantılar öncesinde uygulanarak, yan yana oturan ve birbiri ile hiç iletişimi olmayan kişiler arasında ortaklık hissi ve salonda olumlu bir atmosfer yaratmak için kullanılmaktadır.

Bir diğer yöntem Forum, grup üyelerinin duygularına odaklanır. Günlük işlerin, süreçlerin ve bunları yaparken yaşanan ve hissedilenlerin paylaşımıdır. Sürekli yapılır ve uzun süre uygulanır. Birlikte çalışan veya yaşayan insanlar arasında oluşan olumlu veya olumsuz duyguların biriktirilmeyip, paylaşımını sağladığı için grubun duygusal sağlığını korur. Forum sorunları çözmeye dönük değildir. Ana amacı görünmez olanı görmektir. Sorunların konuşularak fark edilmesini sağlar. Forum’da karar alınmaz. Karar alınmasını zorlaştıran engellerin ortadan kalkması sağlanır. Toplantıları doğrusal biçimden kurtarır, resmi olmayan, rahat, herkese zaman ve mekan veren bütüncül bir şekle sokar.

World Cafe veya Türkçedeki adıyla Dünya Kafe ise, kahvelerde resmiyetten uzak, dostça yapılan sohbetlerden esinlenerek yaratılan bir yöntemdir. İnsanları, önemli konuları konuşmak için bir araya getirir. Dünya Kafe için, konuşulacak önemli bir konu ve bu konu hakkında konuşmak için istekli insanlar gerekir. Katılımcıların çeşitliliği, sayısız bakış açısı sağlayacağı için ve geneli en iyi temsil açısından önem taşır. Konuklar Kafe’de en iyi şekilde ağırlanırlar. Masaları paylaşan küçük gruplar anlamlı sohbetler yapar. İnsanlar masadan masaya hareket edip, gittikleri masalarda sohbetlerine devam ederler. Her yeni masaya oturduklarında, üstlendikler rolleri, önyargılarını, sabit fikirlerini veya bakış açılarını geride bırakarak bir nevi yenilenirler.

Açık Alan Teknolojisi de, üzerinde çalışılan konunun karışık ve çok yönlü, katılımcıların kalabalık ve çeşitli olduğu, ortak karar alınması gereken durumlarda kullanılan, kaotik ortamda yaratıcılığı, paylaşımı mümkün kılan, uygulaması basit, fakat etkili bir toplantı yöntemidir. Ana temanın farklı boyutları, paralel olarak aynı anda konuşulur ve bulgular paylaşılır. Dünya Kafe örneğinde olduğu gibi, kişiler ilgilendikleri konuların konuşulduğu gruplara özgürce katılabilir, istedikleri zaman da ayrılabilirler. Genelde tek günlük atölyeler şeklinde düzenlenir. Sonuçta, tüm bulgular derlenerek ortak bir metin ve anlam oluşturulur.

John Croft tarafından geliştirilen Dragon Dreaming’in amacı, proje yönetimindeki güç temelli bağımlılığı azaltmak, birbirini destekleyen ve besleyen bir ortam yaratarak, kişileri yetkin kılmaktır. John Croft’a göre her proje bir kişinin hayali olarak başlar. Birisi bir hayal kurar ve hayalini gerçekleştirmek için başkaları ile paylaşır. Bunu diğerleri benimser ve sahiplenirse, ortak bir hayale dönüşür ve gerçekleşme şansı yükselir. Bu nedenle, Dragon Dreaming’de ortak hayal kurarak, bunu projelendirme en önemli aşamalardan biridir.

Ağsal ve bütüncül iletişim, evrimin ve sürekli gelişimin anahtarıdır. Bu anahtara dünyadaki tüm canlılar gibi biz de sahibiz. Yalnız modernleşirken, bu anahtarı nasıl kullanacağımızı unuttuk. Bu yöntemleri kullanarak bu anahtarla hangi kapıyı, nasıl açacağımızı öğrenebilir, grup, ekip, şirket ve toplumsal çalışmalarımızda, toplantılarımızda uygulayabiliriz. Ortak hayal, ortak bilinç ve ortak aklı devreye sokan ağsal iletişimi mümkün kılan bu yöntemlerle alacağımız sonuçlar şaşırtıcı olacaktır.