12 Aralık 2009 Cumartesi

Karbon ayakizini küçültme reçetesi... - 2009

Yayın Detayları: Cumhuriyet, Sürdürülebilir Yaşam Eki, 19 Ağustos 2009.

Sera gazları atmosferde birikiyor ve hızla artıyor. Bunun sonucunda iklimler değişiyor, buzullar eriyor. Deniz seviyesinin yükselmesiyle birçok kıyı bölgesi sular altında kalacak, şiddetli kasırgalar yaşanacak, eko-sistem daha da bozulacak, hastalıklar artacak.

Bunları önlemenin bir yolu var: Karbon ayak izini azaltmak.

Ulaşım, ısınma, hatta yeme içme gibi tüm faaliyetlerimiz ile tükettiğimiz ve ürettiğimiz ürünler sayesinde ortaya çıkan karbonun toplamı karbon ayak izimizi oluşturuyor. Tüm göstergeler küresel karbondioksit salımının %60 ile 70 arasında azaltmamız gerektiğini işaret ediyor. Yoksa daha büyük iklimsel felaketler yaşayabiliriz.

Türkiye atmosferi en hızlı kirleten ülke ünvanına sahip. 2006 rakamlarına göre 1990 ile 2006 yılları arasında karbon salımlarını %95 arttı. Türkiye’de imalat sanayi ve inşaat sektörleri toplam karbondioksit salımının %50’sinin sorumlusu. Bu rakamlar ışığında, şirket yöneticilerinin karbon ayak izi kavramını öğrenip, şirketlerine sağlayacağı yararları görmesi, kısa ve orta vadede karbon salınımını azaltmak için projeler yapılması büyük önem taşıyor.
Karbon ayak izi küçültme yol haritasının beş ana çalışması, şirket içi enerji kültürü oluşturmak, enerji haritası çıkarmak, enerji denetimi yapmak, enerji çemberi modeli kurmak, karbon maliyetini muhasebe sisteminde takip etmektir. Bunlar arasında, şirket içi enerji kültürü çalışması şirket çalışanlarının enerjiye bakışımızı değiştireceği için en kritik öneme sahip olanı.

Şirketlerde enerji kültürü oluşturmak ve organizasyon yapısını enerji kriterine göre yeniden yapılandırmak çok kapsamlı ve uzun vadeli çalışmalar olarak görülebilir. Hedef, “büyük düşünüp, küçük çaplı projelerle başlamak” olmalıdır. Enerji kültürünün şirket çalışanlarına kazandırılması ile çalışma alışkanlıklarında yapılacak çok ufak bir değişim, örneğin: bilgisayar ve ekranların tamamiyle kapatılması, çok büyük fark yaratabilir. Bu noktada ekran koruyucuların enerji tasarrufu sağlamadığını hatırlatmakta yarar var. Bir masa üstü bilgisayar ortalama bir saatte 120 Watt elektrik kullanır. Bir yıl boyunca çalışma günlerinde 8 saat açık kaldığı var sayılırsa, kullandığı elektrik 240 Kwattır ve yılda 175 kg CO2 salınımına neden olur. Eğer bu bilgisayar iş saatleri dışında kapatılmazsa, kullandığı elektrik ve CO2 salınımı 4.5 kat artarak, 1051 Kwat ve 760 kg. olur. 10 masa üstü bilgisayara sahip bir şirkettin sadece bilgisayarlardan kaynaklı CO2 salınımı yılda 7.6 tondur. Bu küçük örnekte görüleceği gibi, son derece basit bir önlem CO2 salımı açısından büyük, şirket gider tablosu açısından azımsanmayacak bir fark yaratabilmektedir.

Ucuzlayan uçak biletleri nedeniyle 1990 ile 2006 yılları arasında uçak kullanımını ve dolayısıyla havayolu taşımacılığı kaynaklı CO2 salımı dört kat artmıştır. Bir toplantı için İstanbul-Ankara arasında yapılacak uçak seyahatinin maliyeti yaklaşık 400 TL ve 430 kg. CO2 iken, aynı toplantı videokonferans şeklinde yapıldığında maliyeti 0 TL ve 0.4 kg CO2’dir (2 bilgisayarın, 2 saat açık olduğu varsayıldı). Genel olarak iş seyahatlerini azaltmaya çalışmak, özellikle uçak seyahatlerinden kaçınmak ve bunun yerine iş toplantılarını internet üzerinden telekonferans veya videokonferans olarak yapmak hem şirket gelir-gider tablosuna hem de şirket karbon ayak izine çok olumlu yansıyacaktır. Yıllık şirket ve bayii toplantıları için uçakla gidilecek mekanları seçmek yerine trenle ulaşılabilecek yerleri tercih etmek, yurtdışı konferans ve eğitim çalışmalarına katılımı en düşük seviyede tutmak şirketlerin ulaşıma dayalı masraflarını ve karbon ayak izilerini önemli ölçüde düşürecektir.

Kapalı ortamlarda yaşam ısısı 20 derece dolayındadır. Ofisler 1 derece fazla ısıtıldığında şirketin ısınma gideri ortalama %8 artar ve karbon ayak izi doğru orantılı olarak büyür. Kışın yazlık kıyafetlerle çalışıp, ofis ortamlarını sıcak tutmanın bedelini ödemek yerine biraz kalın giyinmek daha pratik ve ekonomik bir yöntemdir. Keza yazları pekçok kişiyi hasta eden soğutma sistemleri yerine camları açarak doğal havanlandırmayı tercih etmek de hemen uygulanabilecek bir yöntemdir.

Üretim alanlarında dolaşırken, fosil yakıt tüketen motorlu taşıtlar yerine bisikleti veya basit bir rüzgar pervanesinin şarj ettiği aküler ile çalışan elektrikli arabaları kullanmak bir başka yöntem olabilir.

Yapay aydınlatma yerine basit yansıtıcılarla doğal günışığı kullanmak hem çalışanların hem de Dünyanın yaşam kalitesini artıracaktır.

Yeşillik ve ağaçlar karbonu tutarlar. Şirketlerin mümkün olan heryeri yeşillendirmeleri ve ağaçlandırmaları, komşu arazilerin ağaçlandırılmasına destek olmaları karbon ayak izini küçülteceği gibi çalışanları motive de edecektir. Yeşili sevmek insanın doğasında vardır. Bina ve depo çatılarını yeşillendirmek hem ısı kaybını önlemek hem de karbonu tutmak adına çifte yarar sağlar.

Firmalar, bahçelerindeki otları biçmek için elektrikli çim biçme makinesi yerine Google şirketinin yaptığı gibi keçileri kullanabilir.
Şirket yönetimi ile çalışanlarının desteklediği her çalışma rahat uygulanır, yaygınlaşır ve kalıcı olur. Şirket yönetiminin ve çalışanların desteğini almak, şirket enerji kültürünü oluşturmanın en önemli adımıdır.