17 Aralık 2008 Çarşamba

Yaşayan Makinalar - 2008

Yayın Detayları: "Sağlık Çevre Kültürü" dergisi, Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi Süreli Yayını, Yaz-Güz 208 - 2 sayısı.

Sulak alanların kenarlarındaki sazlıklar, bataklıklar hiç dikkatinizi çekti mi? Su, toprak ve havanın buluştuğu, zengin bir ekosisteme sahip olan, pekçok bitkiye ve çoğu gözle görülemeyecek kadar küçük sayısız canlıya ev sahipliği yapan, bu sulak alanlar aslında, kirlenen suları arıtan, yaşayan makinalardır.

Doğanın kendi kendini arındırabilmesinin sırrı, sulak alan ekosisteminin karmaşık fiziksel, kimyasal ve biyolojik süreçlerinde saklıdır. Sulak alanlarda yaşayan bitkiler, yapraklarının fotosentezle özümsediği karbondioksiti oksijene çevirerek suyun içindeki köklerine taşırlar. Bu sayede suy oksijen bakımından zenginleşir ve, köklerde yaşayan mikroorganizmalar için yaşam ortamı oluşur. Bu canlılar sudaki organik atıkları, kimyasal kirleticileri parçalayıp yok eder. Bazı bitkiler sudaki ağır metalleri bile yok edebilmektedir.

1950’li yıllarda Almanya’da Max Plack Enstitüsü’nde bir araştırmacı, suda yaşayan bitkilerin kimyasal kirleticileri özümseyip parçaladığını farketmiştir. 1973 yılında Michigan Üniversitesi’nde test amaçlı ilk yapay sulak alan su arıtma sistemi kurulmuştur. Sistemin soğuk iklimlerde çalıştığı 1980-1984 yıllarında Kanada’nın Ontario bölgesinde test edmiş, sonuç olumlu olunca, bu bölgede 1986 yılında, 4,000 kişinin atık sularını arıtabilecek bir sistem kurulmuştur. “Bitkisel arıtma” veya “doğal arıtma” olarak da bilinen bu yöntemle ilgili araştırma ve denemeler devam etmekte, uygulamalar giderek yaygınlaşmakta ve çeşitlenmektedir.

Su Arıtıcı Bitkiler

Su arıtmada kullanılan bitkiler üç ana gruba ayrılırlar. Tümüyle suyun altında yaşayanlar, suyun üstünde yüzenler, toprağa köklenip yaprak ve gövdeleri suyun üstünde olanlar. Su içinde yaşayan türlere örnek olarak eloda verilebilir. Eloda suyu oksijen bakımından zenginleştirir. Yaygın olarak kullanılan su sümbülü ve su mercimeği türleri suyun üstünde yüzerler. Çok hızlı yayılırlar. Su yüzeyinde oluşturdukları katmanla su yosunu oluşumunu yavaşlatırlar. En yaygın olarak kullanılan bitkiler ise büyük su kamışı (typha spp.) , saz (scirpus spp.) , kamış (phragmites australis)in yerel türleridir. Bu sucul bitkiler,dünyanın farklı coğrafyalarında yaygın olarak bulunmaktadır. Kana, zencefil, fil kulağı, muz, zambak gibi egzotik bitkiler de atık su arıtma özelliğine sahiptir.

Yaşayan makinalarda kullanılan bitkiler seçilirken, bitkilerin yerel olmalarına, yörenin iklim şartları ve ekolojik sisteme uygunlukları ile yerel biyoçeşitliliği korumak için dikkat edilir.

Neden Yaşayan Makinalar?

Konvansiyonel atık su arıtma sistemleri beton, demir yığını bina ve havuzlardan oluşan sevimsiz bir görüntüye sahiptir ve kötü koku yayar. Bu sistemin yerine rengarenk çiçeklerin açtığı, yemyeşil bitkilerin bulunduğu, kuşlar, arılar, kelebeklerin yaşadığı bir park hayal edin. Hangisini tercih edersiniz? Yapay sulak alanları cazip hale getiren sadece güzel ve estetik görünüşleri değil. Konvansiyenel sistemlere göre elektrik enerjisini ya hiç kullanmıyorlar veya çok az kullanıyorlar, yapımları hızlı, kolay ve ekonomik, bakım ve işletmeleri çok hesaplı ve basit. Bu sistemlerin bakımı için teknik elemanlara değil bitkilerin dilinden anlayan bir bahçıvana ihtiyaç var. İki haftada bir alana yapılacak bir ziyaret yeterli olabiliyor. Konvansiyonel sistemler gibi asgari kapasite sınırları da yok. 10 kişi veya 10,000 hatta 100,000 kişi için Yaşayan Makina kurabilirsiniz. Uygun alan varsa atık suyun taşınmadan üretildiği yerde arıtılması mümkün. Yani kilometrelerce kanalizasyon borusu döşeyip atık suları bir yere toplamak gerekmiyor. Bu büyük bir kazanç çünkü kanalizasyon sistemlerini kurmak da yenilemek de çok pahalı. Örneğin; bugün Almanya’nın eskiyen kanalizasyon sistemini yenilemek için 50 milyar Avro gerekiyor. Konvansiyonel sistemlere sürekli biyolojik ve kimyasal katkılar eklemek gerekirken, Yaşayan Makinaların hiçbirşeye ihtiyacı yoktur. Yaşayan Makinalar aynı zamanda çocuklara botanik bilgisinin verildiği, doğal döngülerin anlatıldığı doğal alanlardır.

Uygulamalar

Amerika’nın her bölgesinde, Kanada’danın bazı yörelerinde yapay sulak alanlar kuruludur. Bunların arasında otuz yıldır çalışan sistemler vardır. Danimarka Avrupa’da uygulamaların en yaygın olduğu ülkedir. Almanya, Çek Cumhuriyeti, İtalya’da yapay sulak alanlar atıksu arıtmada kullanılmaktadır. Hindistan, Çin, Hong Kong, Güney Amerika’da uygulamalar yaygınlaşmaktadır.
Türkiye’de yapay sulak alanlarla evsel atık suların arıtılmasına yönelik deneysel çalışmalar TÜBİTAK tarafından başlatılmıştır. Köy Hizmetleri 2003 yılında küçük ölçekli kırsal yerleşkeler için çok geniş kapsamlı yapay sulakalan projesini başlatmıştır. Köy Hizmetleri kapatıldıktan sonra projeyi İl Özel İdareleri devralmıştır. Ekonomik ve doğa dostu olmasına rağmen,yerel yönetimler “ezber bozan” bu projeye çekingen yaklaşıyor.

Başlangıçta evsel atık suların arıtılmasında kullanılan yapay sulak alanların yeni, ve farklı uygulamaları mevcut. On yılı aşkın süredir Yaşayan Makinalar üzerinde çalışan, The Ecovillage Institute’den Michael Shaw endüstriyel atık suların, tarımsal sulama sularının, su kanallarının, içme suyu rezervi olan baraj ve göllerin arıtılmasında bitkisel arıtmanın başarılı örneklerini hayata geçirdiklerini söylüyor. Bunlardan birisi Çin’in Funzou kentinde 125,000 kişilik sanayi, ticari ve evsel atık suların aktığı su kanallarında kurulan 7.2 km uzunluğunda yüzen bitkisel arıtma sistemidir. Amerikan gıda devi Tyson Food, yüksek yağ ve organik atık içeren tavuk işleme tesisinin atık sularını arıtmak için bitkisel arıtma sistemini tercih etmiştir. Bitkisel arıtma sistemleri ayrıca maden çıkarma çalışmalarında oluşan suların ve sel sularının da arıtılmasında da kullanılmaktadır.

Giderek kirlenen sular, küresel ısınma ile azalan su kaynakları, yükselen enerji fiyatları ve artan insangücü maliyeti gibi nedenlerle, yaşayan makinalar bu yüzyılın su arıtma teknolojisi olmaya adaydır.

Yaşayan Makinalar sayesinde, atık su arıtma pis, kokan bir iş olmaktan çıkacak, bizi doğaya yakınlaştırırken, pis sularımız çiçek açacak.