22 Ekim 2008 Çarşamba

Vazgeçme, Erteleme, Üşenme - 2008

Yayın Tarihi:
“Vazgeçme, Erteleme, Üşenme”, Önce Kalite, KALDER Yayınları, Eylül 2008 sayısı.
Doğadan kopuk, büyük şehirlerde, yüksek binalarda, duvarlar arasında az oksijenli odalarda sıkışmış yaşayarak, kalabalık ve gürültülü ortamlarda çalışarak, koşuşturmacalı, gerilimli geçen hayata bir es vermek, farklı bambaşka bir tat katmak mümkün. Yüksek yıldızlı tesislerde, tesis yöneticilerinin belirlediği programa uyarak, elinizde içeceğiniz güneş altında saatlerce yatıp, bol bol yiyip içerek, yine kapalı ortamlarda yatarak, yıl boyunca biriken fiziksel ve ruhsal yorgunluğunuzu gidermeye çalışabilirsiniz. Veya sizi doğaya yakınlaştıracak, kuşların, dalgaların, rüzgarın sesini duyacağınız, bulutların dansını, yıldızların gökyüzünde oluşturduğu deseni farkedeceğiniz, içinizdeki farklı enerjileri ortaya çıkaracak, damarlarınızda akan kanın, kalp atışlarınızın, bedeninizin farkına varacağınız, yeni deneyimler kazanacağınız bir ”doğa sporları kokteyli” deneyebilirsiniz.

Doğa sporlarının doğada, açık havada yapıldığı, mücadele gerektirdiği için, insanı özgürleştiren, bağımsızlık duygularını uyandıran bir yönü var. “Dağ Bisikleti” Türkiye’de bilinen ve en yaygın olan doğa sporlarından biri. Düz yolda bisiklet kullanmak ile doğada bisiklet sürmek çok farklı. Dağ bisikletleri iniş çıkışlı yollara uygun olarak bol vitesli, kalın tekerlekli, taş, kaya, kum, çakıl, toprak yollarda gidebilen türden. İlk defa dağ bisikleti kullanacaksanız eğer önce kendinizi yetiştirmelisiniz. Teorik bilgileri, dağ bisikletini tanıtan ve iniş, çıkış, farklı yol satıhlarında sürüş tekniklerini anlatan kitapları okuyarak edinebilirsiniz. Bisiklet parçaları, inen lastiğin şişirilmesi, çıkan zincirin takılması gibi pratik bir iki noktayı bir bilenden öğrendikten sonra sıra teoriyi pratiğe dökmeye gelir. Bisikleti tanımak, yokuş çıkarken gücünüzü optimize eden en uygun vitesi seçmek, yokuşları en hızlı ve güvenli şekilde inebilmek, çıkış ve inişler için önerilen tekniklerini denemek, rotayı tanıyıp arazi şekillerini en az pedal sallayacak şekilde optimize etmek… Ödülünüz araba ile gidemeyeceğiniz yerlere gitmek, rotanız üzerindeki güzellikleri yaşamak, mis gibi havayı solumak, soğuk sulardan içmek, yorgun bedeninizi derelerin serin sularında dinlendirmek. İlk denemenizi bir tur şirketi ile yapabilir, günlük bir tur seçebilirsiniz. Dağ bisikleti doğa sporları içinde en zahmetli olanlarından biri. Tur öncesi bisikletler tek tek kontrol ediliyor, çıkan arızalar gideriliyor. Tur günü bisiklet kullanımı ve gidilecek rota hakkında genel bir bilgi veriliyor, katılımcılara kask ve eldiven dağıtılıyor. Bisikletler seçildikten sonra lastikler kontrol ediliyor, inenler şişiriliyor, seleler ayarlanıyor. Yol boyunca bisikletleri yedek parça taşıyan bir araba takip ediyor. Bozulan bisikletler, patlayan lastikler tamir ediliyor. Tura devam edemeyen katılımcıların bisikletleri arabaya yükleniyor. Öğle yemeği genelde köylülerin işlettiği küçük aile lokantalarında alınıyor. Turlara çocuklu aileler, 14-15 yaşındaki çocuklardan 60 üstüne kadar her yaştan insan katılabilir. Katılımcıların sadece niyet ve cesarete ihtiyacı var.

Suya girip çıkan küreklerin hışırtısından başka sesin olmadığı bir ortamda, iyotlu havayı içinize çekip, dalgaların yarattığı her salınımı hissederken uçan balıkları, kıyı kuşlarını takip etmek, rüzgarın esintisiyle özgürleşmek, kas gücü ile denizin üstünde kayıp gitmek ister misiniz? Deniz kayağını deneyebilirsiniz. Deniz kayakları tek veya iki kişilik oluyor. Kayaklar hafif ve manevra kabiliyetleri yüksek. Ayakla idare edilen basit bir dümen mekanizmaları var. Suda ilerlerken kayağı batırmak hiç kolay değil ama kıyıda biner, inerken yanlış bir hareket yaparsanız alabora olabilirsiniz. Kürekleri bırakıp kendinizi rüzgara teslim edebilir, kayakların minik yelkenleri ile deniz üzerinde neredeyse uçarcasına yol alabilirsiniz. Deniz kayağı yapmak için superman olmanız gerekmiyor. İşin püf noktaları küreği tekniğine uygun çekmek ve ekip arkadaşınız ile uyumlu olmak. Günlük deniz kayağı turlarında kürek çekme tekniği, dümen ve kürek ile ileri geri manevra nasıl yapılır, kıyıya nasıl yanaşılır kısa bir eğitimle anlatılıyor, rota hakkında bilgi veriliyor. Herkesin kayaklara binmesinden sonra ileri-geri-dönüş hareketleri deneniyor. Hazır olunca vira! İki kişilik kayaklarda ekipler koordineli hareket etmek zorundalar. Kürek çekecekleri ve dinlenecekleri zamanları birlikte belirliyorlar. Turların başında pervane böceği gibi suyun üzerinde ters dönen kayaklar olsa da kısa zamanda ekip olmayı öğreniyorlar. Çünkü kürekleri eş zamanlı suya daldırıp çıkarmazlarsa çok yavaş ilerliyor ve rotadan kolayca çıkıyorlar. Tur süresince, kürek çekerken yanan ellerinizin ateşini serin suylarda söndürebilir, mola verip deniz üstünde salınabilir, doğanın sesini dinleyebilir, hem deniz ile bütünleşip hem kıyıya çıktığınız yerlerde yürüyüş yapabilirsiniz. En büyük ödül ise rüzgarı yakalamak. Eğer esen rüzgarı küçük yelkeninizle tutabilirseniz sizi istediğiniz kıyılara uçarcasına götürüveriyor. Köpüklü dalgalar üzerinde kayarcasına ilerlerken bir yandan kaslarınızı dinlendiriyor bir yandan manzaranın keyfini çıkarıyorsunuz.

En yeni ve en fantastik doğa sporu kıyı traversi veya “coasteering”. Kıyı traversi kaya tırmanışının daha az teknik bilgi ve malzeme isteyen, daha sulu ve eğlenceli bir türü. Denize inen kayalar üzerinde örümcek adam oluyorsunuz. Kayaların el ve vücudu kesmemesi için eldiven ve özel giysiler ile can yelekleri giyiliyor. Kimi zaman kayalar üzerinde yürüyor, kimi zaman büyük kaya blokları üzerindeki girinti çıkıntıları kullanarak tırmanıyorsunuz. Tırmanırken gücünüzün tükendiği noktada kendinizi zorlamanız gerekmiyor, vücudunuzu yerçekimine teslim ederek denize serbest düşüş yapabilirsiniz. Heyecan, korku, merak duyguları ile kıyı boyunca yer alan mağaralara girip çıkıyorsunuz. Yorulunca dinlenmek için sırt üstü suya uzanmanız kafi. Güneş yüzünüzü ısıtır, bedeniniz serin sularda salınırken varolmanın dayanılmaz hafifligini tüm bedeninizde ve ruhunuzda hissedebilirsiniz. Deniz her zaman süprizlerle dolu. Uçan balıklarla veya bir deniz kaplumbağası ile karşılaşabilir, hatta birlikte yüzebilirsiniz.

Seneca “nereye gittiğin değil, nasıl gittiğin önemlidir” demiş. 2000 yıl önce yaşamış Roma’lı bu filozofun sözüne kulak verip sırt çantanızın içine size en çok gereken malzemeleri koyup, ayağınıza rahat bir ayakkabı geçirip, elinizde yürüyüş rotalarını anlatan bir kitapla yola çıkabilirsiniz. Bu kadar maceracı olmak istemezseniz eğer konaklamalı uzun yürüyüş turları düzenleyen acentalara başvurabilirsiniz. Yeşilin her tonunu görebileceğiniz Karadeniz yaylalarında, dağlarında gezebilir, göllerinde yüzebilir, buz gibi sularından içebilirsiniz. Değişken, hırçın havası ile Karadeniz’de dört mevsimi yaşamak mümkün. Yürüyüşler sırasında güneşte yanabilir, kar topu oynayabilir, yağmur altında serinleyebilir, sisin içinde kaybolabilirsiniz. Bir başka çekici yürüyüş rotası, ışık ülkesi Likya’nın tarihi kentlerini birbirine bağlayan Likya Yolu. Yaklaşık 500 kmlik Likya yolu işaretlenmiş, belli noktalara yerleştirilen levhalara etapların uzunlukları yazılmış. Kaybolmak çok zor. Tüm parkuru yürümek yaklaşık bir ay sürüyor. Yolun belli etaplarını tercih edebilirsiniz. En ideal yürüyüş mevsimi Karadeniz rotaları için yaz, Likya yolu için sonbahar ve ilkbahar ayları. Yürüyüş boyunca doğadaki çeşitliliği, zenginliği görmek her mevsim mümkün.

Uzak doğulu şair Lin Po günümüzden 13 yüzyıl önce ne güzel söylemiş:

“Bana soruyorsun, ‘Niçin yeşil dağlarda yaşıyorsun?’
Ben sessizce gülerim; ruhum rahat.
Şeftali çiçekleri akan suları izler;
Burada cennet ve dünya birarada, insanların dünyasından uzak.”

Doğa, şehirlerde yeknesaklaşan hayatlarımızdan, dar yaşam alanlarımızdan çıkmamız için bizi çağırıyor. Konfor sınırlarını zorlayıp, genişletenlere sayısız keyif ve mutluluk sunuyor. Doğayla bütünleşip ruhunuzu dinlendirmek, yenilenmek, tazelenmek, damarlarınızda akan kanı hissetmek istiyorsanız, “Vazgeçmeyin, Ertelemeyin, Üşenmeyin!”, bir doğa sporları kokteyli deneyin.