22 Ekim 2008 Çarşamba

Kaz Dağları Ağlar, Hilmi Güler - 2007

Yayın Tarihi:
“Kaz Dağları Ağlar, Hilmi Güler”, Yeni Harman, İstanbul, Kasım 2007 sayısı.


Mitolojisi, zeytin ağaçları, tertemiz havası, buz gibi suyu, bereketli toprakları, endemik türleri, ormanları, ormanlarda yaşam bulan canlıları, Çanakkale domatesi, Ezine peyniri, zeytinyağları, turizmi ile Kaz Dağları tehdit altında. İnsanları süsleyecek sarı altın için yöre insanının ekmek kapısı yeşil altından vazgeçiliyor.

5177 sayılı kanun, orman, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı, sit alanları, su havzaları, kıyı alanları ve sahil şeritleri, karasularında maden arama çalışmalarına izin veriyor. Yani Sultan Ahmet Camii’nin altında veya Anıtkabir’de maden arayabilirsiniz. Ülkenin tarihi, doğal zenginliklerini, yöre halkının geçim kaynaklarını, yaşam kalitesini dikkate almayan bir anlayışla, kolayca. Gereken sadece idari makamlardan alınacak izin, ormanda ağaç kesiliyorsa bunun karşılığı olarak devlete ödenecek bedel.

Kaz Dağlarında yıllarca toprak altında yatan altın birden fark edildi. 11 ayrı şirket 37 farklı noktada altın bulmak için sondaj çalışması yapmaya başladı.
Ormanlarda ağaçlar kesildi, yollar açıldı, şantiyeler kuruldu. İçme suları bulanmaya, toprakta yapışkan yabancı maddeler görülmeye başlandı. Siyanürlü altınla tanışan Bergama örneğini bilen halk, aynı kaderi paylaşmamak için ayağa kalktı. Kazdağını Koruma Girişim Grubu adıyla birlik oldu, belediyelerin, muhtarların ve pekçok sivil toplum kuruluşunun desteği ile seslerini duyurmaya başladı.

Yöre halkının giderek artan tepkisi üzerine Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası 27 Ekim tarihinde “Kazdağlarında Madencilik, Turizm ve Çevre” konulu toplantı düzenledi. Toplantıya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler de katıldı. Daha önceki beyanatlarında yörede altın aranmasına tepki gösterenleri ajanlıkla suçlayan ve arkalarında yabancı güçler olduğunu iddia eden Bakan’a toplantıda Kazdağı Korumu Grubu büyük tepki gösterdi. Sayın Hilmi Güler “Bu sözleri söylemedim. Tekzip gönderdim. Basın yayınlamadı” diyerek basını suçladı. Bakanın yöre halkından çok maden şirketlerine yakın olduğunu söyleyen Kazdağı Koruma Grubu, varolan maden yasaları ile Anıtkabir’in altında bile altın aranabileceğini yasaların değişmesini istediler.

Kazdağlarındaki altına bu hücumun nedeni Avrupa Birliği’nde “Madencilik Rönesans”ının başlaması ile dünyadaki altın fiyatlarının hızlı yükselişi olarak gösteriliyor. Asıl yabancı güçler altın arama çalışmalarının arkasında Sayın Hilmi Güler!

Toplantıda maden şirketlerini savunan Bakan, istihdamı artırdıklarını, vergi verdiklerini belirtti. Halkın tepkisinin bilgisizlikten ve yaratılan dedikodulardan kaynaklandığını, altın arama çalışmaları sırasında kullanılan siyanür miktarı için Avrupa Birliği standartlarını esas aldıklarını ve hatta daha hassas olduklarını söyledi. Bakana göre siyanür bu kadar abartılacak bir konu değil. Siyanürle şaka bile olmaz, Sayın Bakan!

Altın arama çalışmalarının yöreye vereceği zarar derin ve çok boyutlu.

Toplantıda konuşan Bayramiç Belediye Başkanı İsmail Sakin Tunçer sadece bir köyün yıllık elma üretiminin 35 trilyon olduğunu söyledi. Bayramiç ilçesinin yıllık kayıtlı tarım üretimi 500 trilyon ve üreticiler de vergi ödüyor, istihdam yaratıyorlar. Üstelik hem kendilerini hem yurt genelindeki tüketicilerini besliyorlar. Tunçer, “Halkımız endişeli. Bilgilenmek istiyor. Ağaçlarımız kesiliyor diye köylüler rahatsız. Ormancılara soruyoruz, cevap alamıyoruz. Altın aranan yer Bayramiç’in 5-6 km yukarısında ve baraja su veren derelerin üzerinde. Havamızın, suyumuzun, toprağımızın kirlenmesini istemiyoruz” dedi.

Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İlhami Tezcan, Dünya markası olan zeytin ve zeytinyağı üreten firmalar olduğunu, meşhur Ezine peynirinin yeni tescil edildiğini, Çanakkale domatesinin marka olduğunu söyledi. Bu bölgedeki siyanürlü altın arama faaliyetleri bütün bu çalışmalarını olumsuz etkileyecek ve zarar verecek. Oda, bu nedenle Kazdağlarında altın aranmasına karşı.

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Belediye Meclisinin Kazdağlarının Çanakkale yakasında da koruma alanı oluşturulması, Milli Parklar alanına alınması, altın maden aramalarının durdurulması kararı aldığını açıkladı.

Kazdağı Koruma Girişimi’nden Mehmet Öngen Kazdağlarının Alplerden sonra dünyanın oksijen bakımından ikinci zengin bölgesi olduğundan, eşsiz mitolojik geçmişinden ve doğal güzelliklerinden dolayı turizm açısından büyük potansiyel taşıdığından bahsetti. “Alplerde siyanürle altın çıkarmak için ilgili bakanlığa gitseniz sizi deli diye akıl hastanesine kaldırırlar. Ülkemizde Kazdağlarında altın aramak için şirketlere ruhsat veriliyor” diyerek devlet politikasını eleştirdi. Maden şirketlerinin, Kazdağlarında yaşayan halkın tepkisini genel olarak madenciliğe karşı gibi gösterdiğini, bunun yanlış olduğunu söyledi. Yöre halkının sadece Kazdağlarında maden aranmasına karşı olduklarının altını çizdi. Yörenin yeşil altınının sarı altından daha değerli olduğunu belirtti.

Kaz Dağları dünyanın iki yüz ekosisteminden birine sahip. Ormanlarında Kazdağı göknarı gibi pekçok endemik bitki türünü barındırıyor. Kazdağları ayrıca nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan hayvan türlerine ev sahipliği yapıyor. Sondaj alanları ve buralara giden yolları açmak için pek çok ağaç kesildi. Sayın Hilmi Güler sadece altın şirketlerinin değil ormancıların da ağaç kestiğini söyleyerek maden şirketlerini savundu. Toplantıda söz alan Orman Bölge Müdürlüğünden Erdoğan Üçpınar’a göre şirketler ruhsat sürelerinin bitiminde kullandıkları alanları aynen iade edecekler, kestikleri ağaçların bedelini de ödüyorlar. Bu, ormanları kesilecek kütük olarak gören cahil ve kısır bakış açısının ifadesi. Ormanlar bir bütün olarak pekçok bitki ve hayvanı barındıran bir ekosistem. Altın arama şirketleri on yıl sonra çekip gittiklerinde, ormana verdikleri zararın telafisi belki yüzlerce yıl sürecek, belki de hiç mümkün olmayacak.

Aynı gün öğle saatlerinde yöre köylüleri ve halk, Belediye Başkanları, Sivil Toplum Kuruluşları, bazı partiler ve Oktay Konyar’ın öncülüğünde Bergama köylülerinin katılımı ile Kazdağını Koruma Girişimi basın açıklaması yaptı. Grubun talebi Kazdağındaki altın arama çalışmalarının hemen durdurulması, yörenin yerüstü zenginlik kaynaklarının kullanılıp geliştirilmesi, tarihi, doğal zenginlikleri, halkın geçim kaynaklarını, yaşam koşullarını hiçe sayan maden arama çalışmalarına izin veren 5177 sayılı “Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişişlik Yapılmasına İlişkin Kanun”un değiştirilmesi.

“Ferman madencilerin ve Hilmi Guler’inse, Kazdağları Bizimdir.”
"Maden Yasasına Hayır"
“Sarı Altın Değil Yeşil Altın”
"Korfezin Altını Zeytin ve Turizmdir"
“Siyanürün Şakası Olmaz”
“Kaz Dağları Ağlar, Hilmi Güler”
“Kazdağları Bizimdir.”

İmza kampanyasına destek vermek isteyenler için: http://www.marcep.org/index2.asp?sayfa=imza