22 Ekim 2008 Çarşamba

B...m Çiçek Açtı - 2008

Yayın Tarihi:
“B... Çiçek Açtı”, Önce Kalite, KALDER Yayınları, Temmuz 2008 sayısı.

Göl, dere kenarlarındaki sazlıklar, bataklık alanlar hiç dikkatinizi çekti mi? Pekçok çiçek ve bitkinin yanısıra yüzen, uçan, yürüyen, pekçoğu gözle görülemeyecek kadar küçük canlıya ev sahipliği yapan, su, toprak ve havanın buluştuğu, zengin bir ekosisteme sahip bu sulak alanlar yaşayan bir makinadır aslında. Kirlenen suları temizleyip arıtan bir makina!

Doğanın kendi kendini arındıran gizli gücünün sırrı, sulak alan ekosisteminin karmaşık fiziksel, kimyasal ve biyolojik süreçleridir. Bitkiler fotosentezle karbondioksiti yapraklarıyla özümser oksijene çevirir ve sonra gövdeleri üzerinden su içindeki köklerine taşırlar. Köklere inen oksijen, suyu oksijen bakımından zenginleştirir, köklerde yaşayan bakteri ve mikroorganizmalar için yaşanır ortam yaratır. Bu canlılar sudaki organik atıkları, kimyasal kirleticileri parçalayıp yok eder. Bazı bitkiler sudaki ağır metalleri bile yok edebilmektedir. Arıtma sırasında doğal oksijen, karbon ve su döngüleri kendi kendine işler.

1950’li yıllarda Almanya’da Max Plack Enstitüsü’nde bir araştırmacı, suda yaşayan bitkilerin kimyasal kirleticileri özümseyip parçalama yeteneklerini keşfetti. 1973 yılında Michigan Üniversitesi’nde test amaçlı ilk yapay sulak alan su arıtma sistemi kuruldu. Sistemin soğuk iklimlerde çalıştığı 1980-1984 yıllarında Kanada’nın Ontario bölgesinde test edildi. Sonuç olumlu olunca, aynı bölgede 1986 yılında 4,000 kişinin atık sularını arıtan sistemi devreye alındı. Bitkisel arıtma veya doğal arıtma olarak da bilinen yöntemle ilgili araştırma ve denemeler devam ederken, uygulamalar giderek yaygınlaşıyor ve çeşitleniyor.

Konvansiyonel Atıksu Arıtma Sistemleri Yerine Neden Yaşayan Makinalar?

Şehrinizin atık su arıtma sistemi var mı? Beton, demir yığını bina ve havuzlardan oluşan sevimsiz bir görünüşleri vardır ve kötü koku yayarlar. Bu sistemin yerine rengarenk çiçeklerin açtığı, yemyeşil bitkilerin bulunduğu, kuşlar, arılar, kelebeklerin yaşadığı bir park hayal edin. Hangisini tercih edersiniz? Yapay sulak alanları cazip hale getiren sadece güzel ve estetik görünüşleri değil. Konvansiyenel sistemlere göre elektrik enerjisini ya hiç kullanmıyorlar veya çok az kullanıyorlar, yapımları hızlı, kolay ve ekonomik, bakım ve işletmeleri çok hesaplı ve basit. Bu sistemlerin bakımı için teknik elemanlara değil bitkilerin dilinden anlayan bir bahçıvana ihtiyaç var. İki haftada bir alana yapılacak bir ziyaret yeterli olabiliyor. Konvansiyonel sistemler gibi asgari kapasite sınırları da yok. 10 kişi veya 10,000 hatta 100,000 kişi için Yaşayan Makina kurabilirsiniz. Uygun alan varsa atık suyun taşınmadan üretildiği yerde arıtılması mümkün. Yani kilometrelerce kanalizasyon borusu döşeyip atık suları bir yere toplamak gerekmiyor. Bu büyük bir kazanç çünkü kanalizasyon sistemlerini kurmak da yenilemek de çok pahalı. Örneğin; bugün Almanya’nın eskiyen kanalizasyon sistemini yenilemek için 50 milyar Avro gibi bir servet harcaması gerekiyor. Konvansiyonel sistemlere sürekli biyolojik ve kimyasal katkılar eklemek gerekirken, Yaşayan Makinaların hiçbirşeye ihtiyacı yok. Yaşayan Makinalar ile su arıtma sistemiyle birlikte bir parka da sahip oluyorsunuz. Bu nedenle, yurtdışında çocuklara botanik bilgisi vermek ve doğal döngüleri anlatmak için kullanılıyor.

Dünya ve Türkiye’deki Uygulamalar

Amerika’nın her bölgesinde, Kanada’da bazı yörelerde yapay sulak alanlar kurulu. Bunların arasında otuz yıldır çalışan sistemler var. Danimarka Avrupa’da uygulamaların en yaygın olduğu ülke. Almanya, Çek Cumhuriyeti, İtalya’da yapay sulak alanlar atıksu arıtmada kullanılıyor. Hindistan, Çin, Hong Kong, Güney Amerika’da uygulamalar yaygınlaşıyor.

Bitkisel arıtma Türkiye’de henüz rüştünü ispatlamaya çalışıyor. Türkiye’de yapay sulak alanlarla evsel atık suların arıtılmasına yönelik deneysel çalışmaları TÜBİTAK başlattı. Köy Hizmetleri 2003 yılında küçük ölçekli kırsal yerleşkeler için çok geniş kapsamlı yapay sulakalan projesini uygulamaya aldı. Köy Hizmetlerinin kapatılmasından sonra projeyi İl Özel İdareleri yürütüyor. Atık su arıtma konusunda benimsenmiş ezberi bozacağı için Belediyeler uygulamaya çekingen yaklaşıyor. Konvansiyonel arıtma sistemlerine göre Yaşayan Makinalarin ekonomik oluşu büyük karları imkansız kılıyor. Bu nedenle yatırımcılar ilgisiz.

Yaşayan Makinaların Yeni Uygulama Alanları
İlk olarak evsel atık suların arıtılmasında kullanılan yapay sulak alanların yeni, farklı ve ilginç uygulamaları da mevcut. On yılı aşkın süredir Yaşayan Makinalar üzerinde çalışan, The Ecovillage Institute’den Michael Shaw endüstriyel atık suların, tarımsal sulama sularının, su kanallarının, içme suyu rezervi olan baraj ve göllerin arıtılmasında bitkisel arıtmanın başarılı örneklerini hayata geçirdiklerini söylüyor. Bunlardan birisi Çin’in Funzou kentinde 125,000 kişilik sanayi, ticari ve evsel atık suların aktığı su kanallarında kurulan 7.2 km uzunluğunda yüzen bitkisel arıtma sistemi. Amerikan gıda devi Tyson Food, yüksek yağ ve organik atık içeren tavuk işleme tesisinin atık sularını arıtmak için bitkisel arıtma sistemini tercih etmiş. Bitkisel arıtma sistemleri ayrıca maden çıkarma çalışmalarında oluşan suların ve sel sularının da arıtılmasında da kullanılıyor.

Giderek kirlenen sular, küresel ısınma ile azalan su kaynakları, yükselen enerji fiyatları ve artan insangücü maliyeti...
Doğaya, doğal döngülere saygılı, doğal yaşamı destekleyen, çok az enerji kullanan, kurulumu ve bakımı basit ve kolay, ekonomik, uzun ömürlü, güzel görünümlü Yaşayan Makinalar 21. yüzyılın su arıtma teknolojisi olmaya aday.

Yaşayan Makinalar sayesinde, atık su arıtma pis, kokan bir iş olmaktan çıkacak, bizi doğaya yakınlaştırırken, amiyane tabirle b...m çiçek açacak.